Advert

FE-Bİ-EYYİ ÂLÂİ RABBİKUMÂ TUKEZZİBÂN

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Yalçın Meşe

Rahmân suresi Kur'an-ı Kerim'de bir ayetin en çok tekrar edildiği sure...

Ve mühletim dolmadan takdir edilen süreyi onurlu bir yaşam için savaşla geçirirken, hep dilimde...

Ben bir arayışın çocuğum.

Bütün arayışlarım Hakk'a çıktı.

41 dört mevsim geçti ömrümden.

Ve yarıdan çoğu emmare çukurlarda.

Belki de ancak levvema terennümlerle nefes aldım, hepsi bu...

Dehşeti yaşayan ruhum mal bulmuş mağribi abartısı ile geçen günlerin yangınında.

Ömrümü vakfettiklerimin ahvalini, uğrunda koştuklarımın şeklini şemalini, sair sırlarla salkım söğüt gölgesinde yapayalnız kaldığım da anladım; düştüğüm mağribi hallerimi...

Ve hafif esen yele eşlik eden o mırıldanmalarım katran karası zifiri geceyi tan yerindeki nura taşırken buldum, kaybetmediğimi...

Kör olasın, iki kaşın arasındaki düşman!

Elimde bir kor ateş çağ yangındayım. Bu bir dehşet halidir.

Ve okuyamadığınız yazılarım bu dehşetin en müstakil yanıdır.

Ben en çok Dakyanus'un devrinde yaşamak isterdim.

Zulme baş kaldırı ve bir mağarada üçyüz yıl kalıp bir saat sonra uyanmak gibi kalkmak!

O'nun devrinde yaşayamadım ama tıpkısının aynısı bir devrin tam ortasına düştüm.

Dakyanus tekti. Bu çağ da onlar, yüzler, binler var.

Ve daha nîcesi...

Kararsız, tutarız, istikrarsız, vefasız ve hain bir çağ!

Bir mağaraya kendimi kapatmak mümkün olmadığına göre kaleme ve kelama ve peşi sıra gelecek olan selâma sığındım.

Savaşım kalemledir. Taşlar dile gelinceye kadar...

Fe-bi-eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.

Rabb'in hangi nimetini yalanlayabilirsin!

Rahmân süresinde 31 kez soruluyor!

İhanet edenlere, zulme çanak tutanlara, İngiliz'in finanse ettiği kodesteki Sadok'a, Samiri'nin iz sürücülerine, dışı halk ile(!) olup içi mel'un salyalarla yağlananlara, görmeyen gözlere, işitmeyen kulaklara, dünyada bizimle hesap vakti Allah'la hesaplaşacak olan Türk düşmanlarına, adadaki maymuna soruyorum:

1. Eşref-i mahlûkat olarak yaratıldınız; insanlığın şerefini taşımak mı ağır geldi?

2. Övgüye mazhar bir milletten geldiniz; Türk olmanın şerefini taşımak mı zor geldi?

3. Nice nimetlere eriştiniz; nimetin sahibine şükretmek mi ağır geldi?

4. Millet size güvendi; o güveni korumak mı zor geldi?

5. Bu vatanın ekmeğini yediniz; vatanın hakkını vermek mi ağır geldi?

6. Türk milletinin size açtığı kapılardan geçtiniz; kapıyı açan milleti unutmak mı kolay geldi?

7. Devlet size makam verdi; makamın hakkını vermek yerine makamı kendinize mi mal ettiniz?

8. Koltuk size emanet edildi; emaneti korumak yerine koltuğa mı tutundunuz?

9. Milletin verdiği yetkiyi millete hizmet için değil, kendinize imtiyaz için mi kullandınız?

10. Liyakat sahibi olanların önünü kesmek, sizin için ehil olanı görevlendirmekten daha mı kolaydı?

11. Adalet terazisi elinize verildi; neden terazinin kefesini menfaatinizden yana eğdiniz?

12. Türk'ün binlerce yıllık tarihinden utanacak ne gördünüz de başkalarının gölgesine sığındınız?

13. Şehitlerin kanıyla sulanan bu topraklarda yaşarken, onların emanetine sırtınızı dönmekten hiç mi utanmadınız?

14. Bayrağın gölgesinde huzur bulurken, bayrağın temsil ettiği değerlere sırt çevirmek nasıl bir vicdandır?

15. Vatan size yurt oldu; siz vatanı bir menfaat hesabına mı çevirdiniz?

16. Devletin imkânlarından faydalanırken devlete sadakati neden yük gördünüz?

17. Milletin vergisiyle oluşan imkânları kullanırken, millete hesap vermeyi neden unuttunuz?

18. Size verilen makamı bir hizmet kapısı değil, şahsi ikbal merdiveni olarak mı gördünüz?

19. Türk milletinin güvenini kazanmak yıllar sürerken, onu bir günde harcamaya nasıl kıydınız?

20. Türkiye'nin menfaatleri ile şahsi çıkarlarınız karşı karşıya geldiğinde neden hep kendinizi seçtiniz?

21. Koltukların gelip geçici olduğunu biliyordunuz; peki neden makamı kalıcı, milleti geçici sandınız?

22. Liyakatı dışlayıp yakınlığı öne çıkardığınızda, devletin geleceğinden hiç mi endişe etmediniz?

23. Hak edenin hakkını vermek yerine hakkı olmayana yol açmak, size hangi vicdanı rahatlığı verdi?

24. Bu millet size yalnızca makam değil, itibar da verdi; o itibarı nasıl bu kadar kolay harcadınız?

25. Devletin kapısında görev almayı şeref bildiniz; görevden ayrılınca devlete düşmanlaşmayı nasıl izah edeceksiniz?

26. Türk milletinin birlik ve beraberliğini zayıflatacak söz ve davranışların kime hizmet ettiğini hiç düşünmediniz mi?

27. Vatanın bölünmez bütünlüğü söz konusu olduğunda susmak, size göre tarafsızlık mıydı?

28. Milletin emaneti olan koltukta otururken milletin sesini neden duymadınız?

29. İktidar değişir, makam değişir, koltuk değişir; peki bu devlet ve millet değişir mi sandınız?

30. Bugün uğruna değerlerinizi feda ettiğiniz koltuk, yarın sizi hatırlayacak mı; yoksa geriye yalnızca yaptıklarınız mı kalacak?

31. Türk'e, Türkiye'ye ve aziz Türk milletine karşı vefasızlık edenler; bir gün tarih önünde vereceğiniz hesabı hiç düşündünüz mü?

Ve lehüm azabün şedid!

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar